Söyleşiler: Fabrika ayarlarımızdaki sevgi. [Youtube] - Yasemin Conker
773
post-template-default,single,single-post,postid-773,single-format-video,woocommerce-no-js,ajax_fade,page_not_loaded,,qode-title-hidden,qode_grid_1300,columns-4,qode-theme-ver-16.7,qode-theme-bridge,wpb-js-composer js-comp-ver-5.5.2,vc_responsive

Söyleşiler: Fabrika ayarlarımızdaki sevgi. [Youtube]

Buket Şengül: Bugün biraz sevgiden bahsedelim istiyorum. İnsanoğlunun Dünya’ya gelme sebebi sevgi diyorlar ve biz de hep sevgi devrimini başlatmak istiyoruz, böyle düşüncelerimiz var. Sen neler düşünüyorsun bu konuda, sevgi ile ilgili neler var kafanda?

Yasemin Conker: Sevgi, çok çok konuşmak istediğim bir konu ama şöyle kısaca konuşmak gerekirse; bizim dünyasal anlamda bildiğimiz sevgi, aslında bizim fabrika ayarlarımızdaki sevgi ile aynı değil. Yani bizim fabrika ayarlarımız, beynimizin fabrika ayarlarında bir tanım var. Bütün bebekler doğduğunda o tanımla geliyorlar. O tanım şöyle bir şey: Olanı olduğu gibi kabul etmek, iyi tamam ne yapalım demek, bir düşene otomatikman elini uzatmak, yani düşünmeden. Fabrika ayarlarımızda var çünkü. Şu yok yani fabrika ayarlarımızda; kazan kazan yemek yapayım komşularıma dağıtayım, işte onları çok seviyorum. Böyle bir şey yok. Bunları sonradan geliştiriyoruz ve sonradan deforme oluyoruz aslında sevgi konusunda. Bunu mesela bağımlılıklar haline getiriyoruz; “çocuğum olmadan yaşayamam ölürüm.” Bu sevgi değil. Bu gene bağımlılık.

Bağımlılık nedir? Bir şey olmazsa olmaz. Her şeye olabilir bu. Çocuğun olabilir, her şey olabilir, alkoü olabilir. Bunları sevgi zannetmekten nasıl çıkarız ben işte onları anlatmaya çalışıyorum. Çünkü bunlar bize zarar veriyor. Bizim görmediğimiz, yani havayı görmüyoruz ama hava var, aynı şekilde düşünce enerjisini görmüyoruz ama müthiş bir enerji, müthiş bir kaynak. Düşünce enerjisi buradan bizden çıkıyor, eğer yamuk yumuk çıkıyorsa her şeyi bozuyor, her şeyi etkiliyor. Kötü etkiliyor. Şimdi o çocuğuna olan sevgi zannettiği bağımlılık enerjisinin altında korku enerjisi var, korku çıkıyor. Ya kaybedersem? Korku çıkınca ona ekip onu biçiyor. Yani kaybediyor. İlla ölmesi şart değil. Amerika’ya gidiyor çocuk, oraya okumaya gidiyor bir daha geri gelmiyor, kaybettim. Evleniyor, kaybettim. Başka bir eve çıkıyor senin suratına bir daha bakmıyor, arada bir ararsa ne ala, kaybettin. Çünkü alttaki kaybetme korkusu, çok seviyorum çok seviyorum diye bağıran o. Halbuki ne güzel, biz onunla çok güzel vakit geçiyoruz, o varken de güzel yokken de güzel. Buraya geçebilirse insanlar bizim fabrika ayarımızdaki sevgiye geçmiş oluyorlar.

Buket Şengül: Sevginin diğer ucu korkuya bağlanıyor bu durumda.

Yasemin Conker: Evet. Bizim dünyasal bildiğimiz sevgi aslında korku ve aslında beklenti. Yani çocuğum iyi ders çalışırsa, başarılı olursa daha çok seviyorum. O sevgi değil ki, o bayağı bildiğin böyle bir alışveriş, hesap kitap işi. Sevgililer arasında da oluyor. İşte bana hediye alırsa seviyorum, bana iyi laf ederse seviyor. Hayır. O ne güzel, o mutluysa ben seviniyorsam, sevgi. Yani sevginin tanımında bir tuhaflık var. Her şey tanım işi, bizim nasıl anlamlandırdığımızla ilgili. Anlam dünyası bu ama fabrika ayarlarımızda da bir sevgi var ve o içimizdeki, özümüzdeki, gerçekten bizi böyle hafif, yani ruh dediğimiz o hafif tarafımız sevgi.

Teşekkürler

Engin Demirci
info@yaseminconker.com
Henüz yorum yok

Yorum Yazın